.
.
.
Tam büyümüşüm gibi hissederken bir şey oluyor, öyle saçma sapan bir saflıkla davranıyorum ki, kendime şaşırıyorum, nasıl bu kadar kolay aldanıyorum, güveniyorum, zaman kaybediyorum, inanıyorum...
Öyle sanıyorum, öyle değil mi?
.
.
.
Sevgili blogger, bana kalbin kadar temiz bu sayfayı ayırdığın için çok teşekkür ederim.
25 Mayıs 2014 Pazar
16 Mart 2014 Pazar
taslak
....
... Benim için yazar mısın dedi. Yazamam, düşünmelerim henüz bitmediler. Yazabilirsem şayet bir taslaktan öteye gidemez. Öyle dolu. öyle taşkın. öyle yersiz yurtsuzlar ki düşüncelerim. beyaz bir zemin üzerine üşüşen harfler kümesine sığamayacak kadar. Çok güzel düşünebiliyorum, harflerin düşünmelerimi biçimsiz kılmasından korkuyorum. Biliyorum, çocukça. Çocuğum ben... Ahh o orta birinci sınıfımıza bir dönemliğine gelen kıvırcık saçlı. mavi gözlü. gamzeli Elif'in güzel yazışına hayran kalıp, ilk defa içimde beni yazmaya iten o harlı ateşi hissettiğim gün ki gibi çocuğum ben. Yazmayı düşünüyorum hep. Sadece düşünsek ya.
....
Kendilerine okudukları kitaplardan cümleler saklıyorlar, kıskanıyorum. Aklımda hiçbir kitaba dair özgün bir cümle yok. Ben yalnız hikayenin duygusunu hatırlayabilirim. Garip değil mi? Sanki aptal mışım gibi... Kayıt kısmı yok işte bende. Bakarak yazabilirim ama.
İlkokul birinci sınıftayken öğretmenim " kim a'dan z"ye kadar alfabeyi sayabilir" dedi. En önce heyecanla parmağını kaldıranlardan biriydim. İşte marifetimi göstermek için güzel bir fırsat çıkmıştı. "Ben ben ben...." Öğretmen beni seçti. Ayağa kalkıp yirmidokuz harfi aralarında hiç boşluk vermeden, bir nefeste söylemeye başladım, tıpkı bir çocuğun hızla koşması gibi abcçdefghıijklmn.... " Naapıyorsun senn!" diye çınladı öğretmen büyük harflerle!. "Çabukk otur yerine! Terbiyesizzz..." diye azarlayarak susturdu beni. Şaşırmıştım. Dünyada hiç kimse harfleri benim kadar hızlı okuyamazdı ve ben bunu öğretmenime göstermek istemiştim. Aferin bekliyordum. Teneffüs olunca arkadaşlarım heyecanla yanıma gelip, " vauvvvv bu kadar hızlı saymayı nasıl başarıyorsuuun " diyerek hayranlıklarını gizleyemeden sordular. Marifetimi yanlış kişiye göstermişim.
Konuşkan bir çocuktum, çok zor sustum ben. Düşünüyorum.
27 Şubat 2014 Perşembe
neptün
...
Öldükten sonra başka bi gezegende oraya uygun bir yaşam biçiminde var olsaydık... o gezegen senin bu gezegen benim gezerdik vallihi .. Belki de gerçekten öyle olmuştur. Neyse ki içinde deniz olan bir gezegene düştüm... Denizi olmayan bir gezegen mi ?! Aslaaaa...........
Neptün müziği
10 Ocak 2014 Cuma
hayat bu kadar zor mu?
.
.
.
Korktuğumuz şeyleri kabullendiğimizde, yaşamaya razı olduğumuzda korkularımızı alt etmiş oluyoruz, hayat böyle basittir, başına bir çok iyi şey ve hoşlanmadığın şey gelir ama sen yaşamaya devam edersin, seni mutlu eden yaşadıkların değil yaşadıklarına nasıl bir anlam yüklediğindir....
.
.
.
.
.
Bana hayatını özetle deseler, bu cümle ile bunu tam anlamıyla ifade ediyor diyebilirim. Otuzüç yılda anladığım budur... Bu da benim hayatım.
.
.
.
19 Kasım 2013 Salı
14 Kasım 2013 Perşembe
Descartes
...
Orada bir köpek mi var yoksa bir insan mı ?
Orada duran bir şey var mı?
Bundan emin olamam. Rüya ya da hayal görüyor olabilirim.
Ya da muzip bir şeytan benimle oyun oynuyor olabilir.
hımmm...
...
10 Kasım 2013 Pazar
6 Kasım 2013 Çarşamba
plates öncesi
.
.
İçimde yazılar birikiyor, birikiyoor, birikiyooor...
Epey bir vakittir, nerden başlasam, nasıl anlatsam, sıkmadan, baymadan içimdekileri nasıl özetlesem diye düşünüyorum. Bir iki cümle kondurup kaçıyorum. Okuyucu olmanın dayanılmaz cazibesinden kurtulamıyorum ne mutlu bana ki. Şu kısıtlı blog çevremde zevkle takip etiğim bir bloggerın duygusu güzel bu yazısı ittiriverdi parmaklarımın ucundan beni...
Tım tım tımmm
Bağıra çağıra şarkı söylemek hissiyle dolduğum, güneşli bir kasım çarşambası... Yazdan bir gün çalmış zamanın suçuna ortaklık etmek için çıkıp yürüyüşe gitmenin, camları sonuna kadar açıp üşümeden tık tık tık yapmanın keyfini çıkarıyorum. Böyle bir günün müziği nasıl olmalı, hangi müzik anlatır bu ruh halimi...Araştırıyorum... Peki bu nasıl? Gittikçe yükselen bir ritim.
İçinde gezindiğim bu zamanların bambaşka bir ruhu var. Yasakların daha özenle hatırlamamıza neden olduğu milli ve toplumsal değerlerimizi yeniden ön sıralara taşıyoruz... Eskiden olsa daha da öfkeli olurdum... Başka duyguları öğreniyorum, ne kadar kırılsamda, kızsamda herşeyin altında yatan bir 'neden?' sorusu bu duygularımın önüne geçiyor. Ben anlamak istiyorum. Neden yasak, neden günah, neden kızgın.. Bölen ayrıştıran neden ne? Bu öfkenin bir parçası olmak hiç de işime gelmiyor doğrusu.
Küçücük bir yeşil alan buldum. sakin bir yer, etrafta pek insan yok, kimseye toslamadan, istediğim kadar aynı patikada turlayabilirim. Birden etrafta bir sürü ağaç olduğunu farkettim. Ah dedim, çok özür dilerim, daha önce sizleri bu kadar gerçekçi farketmemiştim. Oysa siz hep buradasınız ama ben sizi daha yeni görüyorum... Daha önce öylece yanınızdan geçip gittiğimde ne çok şey kaçırmışım. Ağacın varlığını daha iyi hissetmek için kalın gövdeli bir tanesinine yaslanıp öylece biraz etrafı dinledim... Bunu tekrarlayacağım.
Ağaçlarla dolu bir yerde yaşamalıyım. Burada ne işim var benim!
.
24 Ekim 2013 Perşembe
ben şuu
.
.
.
Rüyamda sevdiğim adam bana; "şuu" diye sesleniyor. O ne demek diyorum, "sen şuu'sun..." diyor bana hınzır hınzır bakarak. Yani çok şuhsun" diyor... Bilemiyorum...
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
Rüyamda sevdiğim adam bana; "şuu" diye sesleniyor. O ne demek diyorum, "sen şuu'sun..." diyor bana hınzır hınzır bakarak. Yani çok şuhsun" diyor... Bilemiyorum...
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
19 Ekim 2013 Cumartesi
tım tım tım
.
Kendimi özlüyorum, bana beni anlatabilir misin? Yani sen anlat ben susayım. Her zamankinin aksine. Dinlediğim müzikleri zihnime kaydedebiliyorum ama isimlerini müzisyenlerini hatırlayamam... Belleğimde kayıt kısmının bu özelliği arızalı.
.
.
.
.
Bir ekim gecesi müziği çalıyor fizy pileyırımdan. En sevdiklerimdendir
.
.
.
.
.
tım tım tımmmmm...
.
.
.
.
Üşüyorum.
.
.
.
Topkapı Sarayı'nın bahçesindeki ağaçlardan birine sarıldım. Çok kısa bir andı. Uzun sürmesini isterdim. Uzun zamandır bir ağaçla yakın temas kuramıyorum. Sonra gidip bir başkasına sarıldım. Üşümeyeceğim bir mevsimde, sırtımı bir ağaca dayayıp varsa rüzgarın ve doğanın sesini dinlemek istiyorum... İnsan sesi olmasın etrafımda... Karıncaların vücudumu istila etmesinden korkuyorum.
.
.
.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)