keyif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
keyif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ekim 2012 Pazar

Pınar'a mektup


Pınar anne nasılsın? Sana yazmayı düşünüyordum bir süredir bugün attığın kısa mesaj beni harekete geçirdi, Cep telefonumun tuşları beni sinir ediyor o nedenle mesaj atmak zor geliyor. Bir süredir hayatımda yenilikler değişiklikler olsun diye yıllardır içinde yaşadığım bu odada değişiklikler yaparak yenilikleri hayatıma çağırmaya karar verdim. İlk iş temizlik, birikmiş bir gün lazım olur diye yada anısı olduğu için kolilere tıkılmış milyonlarca yazı çizi ıvır zıvır, çocukluk günlüklerim, kataloglar, dergiler vs vs vs... O kadar çok şey  biriktirmişim ki Pınar inanamadım kendime. Bu küçücük odada tıklım tıkış yaşamışım yıllarca. Koli koli çöp ve kağıt attım! 5-6 koli sağa sola maket malzemesi ve kitap vs gibi şeyler dağıttım. 


Eski notlarımı yazılarımı karıştırırken, elime konuşmalarımızın notları geçti; üniversite yıllarımızda gece boyu yazdığımız kısa mesajları not etmişim. Okudum tekrar şöyle bir...Ne romantik şeyler yazmışız, yaratıcı şeyler  de var ve işte iki çocuk yüreğin dostça çırpınışları, çokça gülümsedim. Şimdiki zamanımdan bakınca gereksiz  ve bizlere hiç bir anlam ifade etmeyen bir takım isimlerde geçiyor yazılarda. Kendimizi boşuna üzmüşüz be Pınar.

İnsanları ve olayları çok fazla, aşırı, gereğinden fazla önemsemişim. Uzun yıllar büyümeyi istemeyişimin çocukça çırpınışlarıymış hepsi. Şimdi iyi ki büyümüşüm diyorum, şimdiki beni seviyorum. Geçmişin yüklerinden kurtulmaya karar vermiştim, eski yazıları da attım. Zaten güzel olan şeyleri hatırlıyorum ya, belgesine gerek yok artık ................................................................................................................................. adı bile kalmamış... Velhasıl dostluklarımız gerçek gerisi yalan, yaşanan herşey hayal olmaya mahkum o nedenle ben sadece şimdiyi yaşıyorum ve şimdiyi hayal ediyorum.

........bugünlerde............................? Bir iki yıldır,.......................................................,
daha çok okuma araştırma öğrenme eylemleri ......................................... 
.................................................. hayata geçirmeye başladım ve  ...........................................
Henüz ............................................................................................... yapamayacağım,
........................................dediğim anda bir şey çıktı hep karşıma,........................................
............yine yeni bir  .......................................... bana .......................................................................
son........................................................................................bir haftadır.........................Yavaş
yavaş.............................................................................................................................konuşuyoruz
......................umudu..........................................................................................................
.....................................................Akışa bıraktım işte kendimi 
...............................................diyorum........................................................
.........................................,.......................................................çekiştirmesi gerek, aksi halde
........................................ ..................................
Sana kalbimden  temiz bir yaprak gönderiyorum Pınar...

...Sevgiyle öpüyorum.

......


2 Temmuz 2012 Pazartesi

mini mini birler iştahlıdır ikiler ham yapar üçler



Off patladım, çatladım, canım çok sıkıldı derken en sonunda bir fırsatını bulup uzun zamandır tıkılıp kaldığım ofis-ev arası rotadan çıkmayı başardım ve geçtiğimiz haftasonu kendimi İstanbul sokaklarına attım. Kalabalıklar arasında ve trafiğin keşmekeşinde olmaktan hoşlanmadığım için kendim için belirlediğim yürüyüş mekanlarında gezdim de gezdim, dostlarımla bir araya geldim, bol bol muhabbet ettim ve hiçbir şeye doyamadan gündüzü geceye kattım. Evinde harika yemekler pişen ve daima önüne konan herşeyi iştahla yiyen bir çocuk olduğum için arkadaşlarım bana "homini gırtlak" lakabını takmışlardı. Şimdi elinde kaşıkla çocukların peşinde dolanan insanlar görüyorum, bu çocuklar neredeyse her yemeği seçiyor, hiçbirşey yemiyorlar, bunlar nasıl büyüyorlar çok merak ediyorum. İçinde bulunduğum ömrümün bu en güzel gezme, yeme, içme, eğlenme, bilme çağlarımda her ânımı, şimdiyi, doya doya yaşamak için bana gereken iki şeye dâima önem veririm, onlar olmazsa olmaz; birincisi birlikte vakit geçirmekten zevk aldığım dostlarım ikincisi ise tabi ki kaliteli yemekler. Nede olsa memleketimizin âdeti böyle biz dâima muhabbet ile sofrayı birlikte kurarız. Beğendiğim mekanları ve lezzetleri işaretlerim, ardından giderim, sıkı sıkıya takip ederim ve ürettikleri yiyeceklere olan sadakatlerini kaybederlerse onları terk ederim. İşte bu haftasonu güne başlamak için bu iki önemli şeyi yanıma aldım, dostlarımla birlikte daha önceden burada kahvaltı yapacağım diye işaretlediğim mekanlardan birine, Aslı Börek'in Yayla şubesine, anne yemekleri gibi lezzetli atıştırmalıkların olduğu yere gittim. Neyse ki güzel efil efil esen bir köşede masa bulabildim. 


Şimdi bu noktada hemen belirtiyimmm uff sende mi reklam kokan hareketler yapıyorsun diyeceksiniz, o sıkıcı tek düze mekan yemek tarifleri filann. Hiç de bile öyle değil, biliyoruum biliyorum bu biraz deneysel bir blog oldu, henüz belli bir konu etrafında tek tip yazmıyorum çünkü, ruh halime göre kalbimdeki temiz yapraklardan hangisi öne çıkıyorsa onu yazıyorum,  şiirdi deneysel hikayelerdi, anıydı filan, bu yazı içinde içimden böylesi geldi, damak tadıma göre bir yazı yazmak.Tabi ki bu yazı bir tesadüf değil, daha önceden dediğim gibi işaret koyduğum bazı lezzet durakları hakkında yazılar yazmayı düşünüyordum. Aslı Börek'i seçme sebeplerim öncelikli olarak mantı dahil üretilen herşeyin elde yapılıyor olması, mutfaklarında makina dahi kullanılmadan her ürün özenle evimizde ki geleneksel yöntemlerle üretiliyor ve enn önemlisi kullanılan yağlar birinci kalite. Aslı Börek'e giderken hazırlıklıydım, yanımdan hiç ayırmadığım sevgili ipodumla çok başarılı olmasa da belge niteliğinde fotoğraflar çekebildim.


Kahvaltı sırasında uzun zamandır ilk defa görüşmenin heyecanı ile iştahla ve sürekli çene çalıştırarak tabaklarımızı bitirdik. Pazar kahvaltısına mis gibi kokan tazecik bir yudum çayla başlamanın verdiği mutluluk paha biçilemez. O ilk yudumu alana kadar uyanamamış olduğumu farkettim, halbu ki güne erken uyanmış sabah sporu olsun diye yolun bir kısmını yürüyerek gitmiştim. Kahvaltı sona erdiğinde farkında olmadan iki demlik çayı tüketmiştik bile. Yine homini gırtlaklık yapıp kahvaltı tabağındaki su böreğinden ikinci kez aldım, jambonları arkadaşımın tabağına postaladım ve tabağımı afiyetle silip süpürdükten sonra kahvaltı servisimizi hızlıca yapan güleryüzlü ekipten Merve'yi yakalayıp birazcık soru yağmuruna tuttum, Aslı börek'in sahibi kimdir, necidir, mutfağın lezzeti nereden geliyor? İlk olarak 1998 yılında İstanbul Göztepe semtinde kurulmuş, üç ortaklı, diğer şehirleri bilmiyorum ama İstanbul'daki tüm şubelerde satılan ev yapımı lezzetindeki tüm herşey Göztepe'de ki merkezin mutfağında gastronomi mezunu marifetli aşçılar tarafından üretiliyormuş, şubelerde ise yalnızca pişirme ve ikramlıklar yapılıyormuş. İstersek mutfağı gezebileceğimizi ekledi. Şubenin mutfağını değil ama merkezde aşçıların çalıştığı mutfağı görmeyi ve aşçılarla sohbet etmeyi çok isterdim doğrusu, yine de koca burnumu herşeye sokup uyuz müştericilik yapmak istemediğim ve zaten soframdaki herşeyi güvenle ve afiyetle yediğim için buna gerek görmedim. Son olarak mutfakta ne tür yağ kullandıklarını sormuştum, tereyağı ve sıvı yağı birlikte kullanıyorlarmış, tamamen katı yağ kullanmamaları çörek ve poğaçalarındaki kıvamın sırrıymış, böylece hem lezzetli hemde hafif lezzetler elde ediyorlarmış. Sevgili Merve bizim merakımız karşısında çok ince bir davranış göstererek şubelerindeki bu leziz kurabiye ve çöreklerden bir tabak hazırlayarak Türk Kahvesi eşliğinde bize ikram etti. Her keyifli kahvaltının sonunda adet olduğu üzere içilen Türk Kahvesi gerçekten çok iyi geldi. Bu yazı aracılığı ile Aslı Börek'e ve çalışanlarına tekrar teşekkür etmiş olayım. 


İşte kendi kendime yaptığım muhabirliklerimden biri, yazıyı daha fazla uzatmamak için, yaptığım bir günlük güzel İstanbul turunun diğer kısımlarını sonraki yazılarımda anlatacağım.