6 Kasım 2013 Çarşamba

plates öncesi


.
.

İçimde yazılar birikiyor, birikiyoor, birikiyooor...
Epey bir vakittir, nerden başlasam, nasıl anlatsam, sıkmadan, baymadan içimdekileri nasıl özetlesem diye düşünüyorum. Bir iki cümle kondurup kaçıyorum. Okuyucu olmanın dayanılmaz cazibesinden kurtulamıyorum ne mutlu bana ki. Şu kısıtlı blog çevremde zevkle takip etiğim bir bloggerın duygusu güzel bu yazısı ittiriverdi parmaklarımın ucundan beni...

Tım tım tımmm

Bağıra çağıra şarkı söylemek hissiyle dolduğum, güneşli bir kasım çarşambası... Yazdan bir gün çalmış zamanın suçuna ortaklık etmek için çıkıp yürüyüşe gitmenin, camları sonuna kadar açıp üşümeden tık tık tık yapmanın keyfini çıkarıyorum. Böyle bir günün müziği nasıl olmalı, hangi müzik anlatır bu ruh halimi...Araştırıyorum... Peki bu nasıl?  Gittikçe yükselen bir ritim.

İçinde gezindiğim bu zamanların bambaşka bir ruhu var. Yasakların daha özenle hatırlamamıza neden olduğu milli ve toplumsal değerlerimizi yeniden ön sıralara taşıyoruz... Eskiden olsa daha da öfkeli olurdum... Başka duyguları öğreniyorum, ne kadar kırılsamda, kızsamda herşeyin altında yatan bir 'neden?' sorusu bu duygularımın önüne geçiyor. Ben anlamak istiyorum. Neden yasak, neden günah, neden kızgın.. Bölen ayrıştıran neden ne? Bu öfkenin bir parçası olmak hiç de işime gelmiyor doğrusu.

Küçücük bir yeşil alan buldum. sakin bir yer, etrafta pek insan yok, kimseye toslamadan, istediğim kadar aynı patikada turlayabilirim. Birden etrafta bir sürü ağaç olduğunu farkettim. Ah dedim, çok özür dilerim, daha önce sizleri bu kadar gerçekçi farketmemiştim. Oysa siz hep buradasınız ama ben sizi daha yeni görüyorum... Daha önce öylece yanınızdan geçip gittiğimde ne çok şey kaçırmışım. Ağacın varlığını daha iyi hissetmek için kalın gövdeli bir tanesinine yaslanıp öylece biraz etrafı dinledim... Bunu tekrarlayacağım.

Ağaçlarla dolu bir yerde yaşamalıyım. Burada ne işim var benim!







.




24 Ekim 2013 Perşembe

ben şuu

.
.
.
Rüyamda sevdiğim adam bana; "şuu" diye sesleniyor. O ne demek diyorum, "sen şuu'sun..." diyor bana hınzır hınzır bakarak. Yani çok şuhsun" diyor... Bilemiyorum...
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

19 Ekim 2013 Cumartesi

tım tım tım


.

Kendimi özlüyorum, bana beni anlatabilir misin? Yani sen anlat ben susayım. Her zamankinin aksine. Dinlediğim müzikleri zihnime kaydedebiliyorum ama isimlerini müzisyenlerini hatırlayamam... Belleğimde kayıt kısmının bu özelliği arızalı.
.
.
.
.
Bir ekim gecesi müziği çalıyor fizy pileyırımdan. En sevdiklerimdendir
.
.
.
.
.
tım tım tımmmmm...
.
.
.
.
Üşüyorum.
.
.
.
Topkapı Sarayı'nın bahçesindeki ağaçlardan birine sarıldım. Çok kısa bir andı. Uzun sürmesini isterdim. Uzun zamandır bir ağaçla yakın temas kuramıyorum. Sonra gidip bir başkasına sarıldım. Üşümeyeceğim bir mevsimde, sırtımı bir ağaca dayayıp varsa rüzgarın ve doğanın sesini dinlemek istiyorum... İnsan sesi olmasın etrafımda... Karıncaların vücudumu istila etmesinden korkuyorum.
.
.
.

17 Haziran 2013 Pazartesi

ŞEHİT ANNEMİZİN ÇAĞRISINA KULAK VER






AĞZINA SAĞLIK ANNECİM...

"...HESABINI BİLMEYEN KASABIN BIÇAĞINDA KALIR HER ZAMAN..."

"MİLLİ İRADE BİLDİRİSİNE " ÇAĞRIDA BULUNUYOR !!!

LÜTFEN BU SESE KULAK VERİN...

 " BEN CAN VERMİŞİM TAPUSU BENDE BU ÜLKENİN, TÜRK DE BENİM, KÜRTDE BENİM, SEN KİM OLUYORSUN !! "

MİLLİ İRADE BİLDİRİSİ  KATILIN LÜTFENN

9 Şubat 2013 Cumartesi

ne var ne yoksa



Dediğim gibi, devam ediyor...

Havada asılı kalmış isim kartları ile yaşıyorum, kendi boşluklarımda yaşıyorum diyemem, her yerde, her nefes alışımda soluyorum, bir kısmı iç duvarlarıma yapışıklar, onları dışarı üfüremiyorum, yığınla harfler kümesi gibi, değişmeden başka harflere benzemeden kendi biçimlerinde çoğalıyorlar, ben nereye gidersem benimle, yiyip içtiklerimle eriyip gittikleri filan yok, bir tuvalet çukurundan aşağı düşecekleri, kirpiklerimin arasından uçup gidecekleri, hafızamın patlayan balonları ile kaybolacakları yok, sızmaya devam ediyor işte, tek söyleyebileceğim planlanmış bir şey olmadığından engellenebilir gibi durmadığı, ne kadar sürer bilmiyorum, öyle...

Şikayetim yok.








26 Aralık 2012 Çarşamba

Biraz gugıllayınca



1.  Choucroute de la mer; yaptığım kısıtlı araştırmaya göre kelime anlamı 'Alsasian usulu lezzet tabağı' gibi bişiye denk geliyor olabilir her nasıl okunuyorsa neye benziyor diye gugıllayıp fotoğraflarına baktım, çok lezzetli görünüyor, bunu anlatan Türkçe bir yazı vs. yok malesef ancak ingilizce tarifinin çevirisi şöyle diyor; (Alsas çanak lahana turşusu ve sosis ile yapılan ve şarap domuz eti patates ile servis edilir.) bazı fotoğraflarında pilav üzeri deniz mahsülleri salatası gibi görünüyor. Birde bu tabaktakine mi benziyor ne; http://www.recettes-cuisine-afrique.info/?Choucroute-de-la-mer

2.... ( Orly Havaalanı nerde diye bir bakayım dedim, 15 Temmuz 1983 de burada ASALA tarafından bir katliam  yapıldığını öğrendim tesadüfen. Ne kötü, dünya gerçekten çok kötü bir yer... ): Bide Orly diye bir oje markası varmış.

3..…daha önce Paris'i gezme şansınız olmuş muydu? ……

4. Les Sables, gugıllayınca fena görünmüyor, baya bir tatil kenti gibi duruyor, çok beton arme sanki? Kızları da güzel sanki hımmm http://www.flickr.com/photos/hub2phot/3829314223/ 

5. Bir sürü anlamadığım denizcilik terimi varrrr. Serdümen, Chart plotter, AIS, Fısh Finder, bunlar teknedeki alet edevat rota yol balık bulucular filanlar olmalı, "rapala" diye bir şey okuyorum; ilerleyen sayfalarda ucunda plastik bir şeyin olduğunu tahmin ettiğim büyükçe bir olta kancası olduğunu düşünüyorum, ve şimdi bu satırlardı yazarken dur bir gugıllıyım yine.

6. …DM ne anlama geliyor? Deniz mili mi oluyor acaba?

7….. hep ekmiş anlaşılan.

8.: yeni bir kelimeyle karşılaştım; orsalamak; yelkenli teknelerde teknenin burnunu rüzgara dogru cevirme islemidir; diyor.

9. Coğrafya bilgim çok kötü, İber yarım adasındaki ülkeleri gezmek keyifli olurdu sanırım. Yarım ada adını bölgenin en uzun ırmağı olan EBO ve aynı zamanda dolayısı ile Romalıların o bölgede yaşayan insanlar için İberian dediklerinden ötürü bu isimle anılır olmuş, İber, eski Avrupa Bask dillerinden geldiği sanılıyor…ama öğreniyorum… Çok lazımmış gibi, kim bilir belki bir gün gerçekten lazım olur…..

10. Greenwich başlangıç meridyeninin sıfır noktası…. bunu da  bilmiyordum deme!
Unutmuşum işte… ( Greenwich: Başlangıç merdiyeninin geçtiği yer olarak kabul edilir. Bunun nedeni meridyenleri İngilizlerin bulmasıdır. Bunun üzerine başlangıç meridyeninin kendi ülkelerinden geçtiğini söylemişlerdir...Aynı zamanda turistik bir kasabadır. İngiltere'nin en büyük deniz müzesi buradadır….filan falan

iç ses: İyi de bunları niye bana yazıyorsun….

11. Orkinos …. ve Yunus ….

12. ….börülce salatası hiç yemedim, börülce dediğimiz nedir? Bildiğin bakla mı?
Öyleyse onun yemeğini çok yaparız tabi ama börülce baklanın başka bir türü ise ben onu bilmeden de yemiş olabilirim.

13. Atlantis okyanusunda yüzmek nasıl duygu?

14…. Ve La coruna Herkül Kulesi….çıkılacak kuleler arasında ilk sırada…

Devam edecek diyemem.


13 Aralık 2012 Perşembe

YELKENLER FORA


Sürekli su alan bir yelkenli gibiyim, elimde bir kova, boşalttıkça doluyorum. Geçtiğimiz yaz bir sürü şeye güldüm, bir güneş çarpması atlattım ve iki deniz öküzünün attığı tekmelerle kırılan belime rağmen bir de küçük İstanbul Tasarım Bienali tecrübesi yaşadım. Son durumum; kalbimi tırmalayan acıdan daha kötü değil.
İçimden tırlar dolusu cümleler akıp gitti. Birini bile bu sanal yapraklara kondurmak içimden gelmedi. Kızma ama uzunca bir süre yazmak da anlamsız geldi, sanki her şey söylenmiş her şey yaşanmış gibi aynı şeyleri tekrar etmek istemedim, uzunca bir süre okuyucu olmanın tadını çıkarmak istedim. Gözümü uzak diyarlara diktim...Bu nedenle bu yazının başlığı yelkenler fora olsun, bir gidiş, bir hareket, bir oluş bildirsin, hayallerim gerçek olsun diye.




14 Ekim 2012 Pazar

Pınar'a mektup


Pınar anne nasılsın? Sana yazmayı düşünüyordum bir süredir bugün attığın kısa mesaj beni harekete geçirdi, Cep telefonumun tuşları beni sinir ediyor o nedenle mesaj atmak zor geliyor. Bir süredir hayatımda yenilikler değişiklikler olsun diye yıllardır içinde yaşadığım bu odada değişiklikler yaparak yenilikleri hayatıma çağırmaya karar verdim. İlk iş temizlik, birikmiş bir gün lazım olur diye yada anısı olduğu için kolilere tıkılmış milyonlarca yazı çizi ıvır zıvır, çocukluk günlüklerim, kataloglar, dergiler vs vs vs... O kadar çok şey  biriktirmişim ki Pınar inanamadım kendime. Bu küçücük odada tıklım tıkış yaşamışım yıllarca. Koli koli çöp ve kağıt attım! 5-6 koli sağa sola maket malzemesi ve kitap vs gibi şeyler dağıttım. 


Eski notlarımı yazılarımı karıştırırken, elime konuşmalarımızın notları geçti; üniversite yıllarımızda gece boyu yazdığımız kısa mesajları not etmişim. Okudum tekrar şöyle bir...Ne romantik şeyler yazmışız, yaratıcı şeyler  de var ve işte iki çocuk yüreğin dostça çırpınışları, çokça gülümsedim. Şimdiki zamanımdan bakınca gereksiz  ve bizlere hiç bir anlam ifade etmeyen bir takım isimlerde geçiyor yazılarda. Kendimizi boşuna üzmüşüz be Pınar.

İnsanları ve olayları çok fazla, aşırı, gereğinden fazla önemsemişim. Uzun yıllar büyümeyi istemeyişimin çocukça çırpınışlarıymış hepsi. Şimdi iyi ki büyümüşüm diyorum, şimdiki beni seviyorum. Geçmişin yüklerinden kurtulmaya karar vermiştim, eski yazıları da attım. Zaten güzel olan şeyleri hatırlıyorum ya, belgesine gerek yok artık ................................................................................................................................. adı bile kalmamış... Velhasıl dostluklarımız gerçek gerisi yalan, yaşanan herşey hayal olmaya mahkum o nedenle ben sadece şimdiyi yaşıyorum ve şimdiyi hayal ediyorum.

........bugünlerde............................? Bir iki yıldır,.......................................................,
daha çok okuma araştırma öğrenme eylemleri ......................................... 
.................................................. hayata geçirmeye başladım ve  ...........................................
Henüz ............................................................................................... yapamayacağım,
........................................dediğim anda bir şey çıktı hep karşıma,........................................
............yine yeni bir  .......................................... bana .......................................................................
son........................................................................................bir haftadır.........................Yavaş
yavaş.............................................................................................................................konuşuyoruz
......................umudu..........................................................................................................
.....................................................Akışa bıraktım işte kendimi 
...............................................diyorum........................................................
.........................................,.......................................................çekiştirmesi gerek, aksi halde
........................................ ..................................
Sana kalbimden  temiz bir yaprak gönderiyorum Pınar...

...Sevgiyle öpüyorum.

......


17 Eylül 2012 Pazartesi

rastgele




Gözlerimi kapadım ve kütüphanemin rafları arasında ellerimi gezdirerek ne olduğunu bilmeden rastgele bir kitap seçtim, rastgele bir sayfa açtım, rastgele bir noktaya parmağımı koydum.

"...İstanbul'luluğun ötesinde Kadıköy'lülük diye bir şey vardır, ve Kadıköy az çok taşra koksa da, nasıl oluyor bilmem, Kadıköy'lüler avrupalı kokarlar..."

                        Denizli Pencere (Afşar Timuçin) Sayfa:77
                        Basım yılı; doğduğum yıl.